• Email
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  Fotoğraf Ustalarından Düşünceler
1. Başarılı bir fotoğraf nasıl olmalı, bir fotoğraf ne zaman sanat yapıtı olur?
2. Fotoğraf yaşamın neresindedir, neresinde yer almalı, fotoğrafçılara düşen görevler nelerdir?
Yusuf Tuvi:

Post image

1. Fotoğrafın yapısından gelen kusurlarından en önemlisi pratikte kolay üretilebilmesi. Sonuca kolay ulaşmadaki çabukluğun yanısıra tekniğinin kolay kavranması, fotoğrafın kolay bir sanat olduğu görüntüsünü vermektedir. Ve hiçbir görsel ve duygu derinliği olmayan sonuçlarla yetinilmektedir. Fotoğraf, resim sinema gibi görsel sanat dalları kadar izleyiciyi etkileme gücüne sahiptir. Yeter ki üst düzeyde bir anlatımı olsun. İzleticiye keşfedebilme zevkini versin, izleyici ile arasında duygusal bir bağ oluşsun. İşte fotoğrafı sanat yapan mesajındaki duygu yoğunluğudur. Bu oluşumda ise özellikle fotoğrafçının kendisi vardır. Fotoğrafçıdaki duygu yoğunluğu, kültürel birikimi, dünya görüşü gibi etkenler fotoğrafın oluşumunda etkilidir. Fotoğrafçıyı da sanatçı yapan ilettiği mesajdaki özgünlük ve kişiselliktir. Alfred Stieglitz'in başını çektiği bir grup fotoğrafçı, çıkardıkları Camera Work dergisinde fotoğrafın yaratıcı bir sanat ortamı olduğunu vurguluyorlardı. Onlara göre her fotoğraf, onu çeken kimsenin ruhsal yapısı ile objektifin önündeki gerçekliğin bir etkileşimi olarak ortaya çıkıyordu. 2. Fotoğraf, doğru yerden doğru zamanda yaşama bakma niteliği üzerine kurulmuş sanatsal bir üründür. Fotoğraf özelliği gereği güçlü bir betimleme özelliği taşıdığı kadar toplumu etkileme gücüne de sahiptir. Bu nitelikleri ile fotoğraf, özellikle yaşamın içindedir. Bresson, Koudelka, Salgado, Steve Mc Curry v.s. ustalar bize yaşamın her yönünü etkili bir şekilde yansıtabilmişler, anlatabilmişlerdir. Fotoğrafçılar hayattan yaptıkları alıntılarda, bir anlam kurmak istedikleri için her çektikleri karede şu soruları sormalıdırlar: “Bu fotoğrafı neden çektim, hangi düşünceler hangi duygularla bu fotoğraf ortaya çıkarıldı?” Bu türden cevaplarla fotoğraflar, fotoğrafçının zihninde amlamını bulur.

Zeynep Özcan:

Post image

1. Digital teknolojinin her geçen gün fotoğraf çekim işini kolaylaştırmasıyla beraber, fotoğraf çeken insan sayısını da artırmıştır. Bu durum görüntü kirliliğine yol açsa da, başarılı fotoğraflar kendini öne çıkararak diğer görüntülerin zamanla unutulmasına neden olurlar. Başarılı bir çalışmanın, öncelikle düşünce alt yapısı ve tekniği sağlam, ışığı ve komposizyonu ile etkili olmalı. Sinema, Resim, Heykel gibi sanat dallarında üretilecek esere başlamadan önce bir düşünce boyutu olduğu gibi, anlık çekimlerle yapılan fotoğraf sanatında da bir düşünce yani felsefi boyutunun olması gerekir. Fotoğrafçı, taşıdığı kaygıyı da, çalışmasında fotoğraf diliyle aktarabilmiş olmalıdır. Fotoğraf; düşünce alt yapısı sağlam, bir yüzey sanatının taşıdığı tüm estetik, teknik ve kompozisyon değerlerine sahip ve özgün bir çalışma ise sanat eseri olur. 2. Fotoğraf, ilgili ilgisiz, herkesin yani her nesnenin, her olayın içindedir. Herkes için aynı şeyi ifade etmiyeceğinden dolayı, bunu öznel olarak yanıtlamam gerekirse, hayatımın izdüşümü, yani fotoğraf benim hayatımın yansıması olarak yer almalı. Fotoğrafçılara düşen iki görev vardır. Toplumsal görevi, günümüzü belgeleyerek geleceğe aktarmak ve bu dal aracılığıyla yeni ve özgün işler yaparak fotoğraf sanatının niteliğini yükseltmektir.

Osman Aziz Yeşil:

Post image

1. Başarılı bir fotoğraf amacına uygun olmalıdır, yani göstermek istediğini; izleyeni yormadan, sade bir şekilde sunmalıdır. Düzenleme; “figür, çizgi ve renksel leke dağılımları, ışıklık değerleri; renk, doku, ton” içeriğe uygun ve uyum içinde yapılmalıdır. Kısaca fotoğrafik dille ve yöntemlerle oluşturulan düzenlemelerle anlaşılabilirlik sağlanmalıdır. Bir fotoğrafın sanat yapıtı olması için öncelikle yaşama ve toplumsallaşmaya katkı koymaya çalışan, çevresine sanatçı duyarlılığıyla yaklaşan, estetik kaygılar taşıyan fotoğrafçılar tarafından, yani bir fotoğraf sanatçısı tarafından çekilmesi lazımdır. Fotoğraf; çekenin estetik kaygılarını, özgünlüğünü taşıyorsa, izleyende yeni bir duygu uyandırıyorsa, farklı yaklaşımlarla farklı düşünceler sunuyorsa, yeni kavramını, yeniliği barındırıyorsa sanat eserine dönüşür. 2. “Kültür, toplumun gelecekle bağlantısıdır." Raymond Williams... Fotoğraf şimdiki zamanı gerçekliği sorgulanmayan görsel kayıtlar olarak geleceğe taşır. Yaşama dair ne varsa hepsini görsel olarak belgeler ve arşivler. Fotoğrafçı zamanının, yaşadığı dönemin tanığıdır, gelecek kuşaklar ve yaşamlar adına. Yaşama tanıklık etmek ve yaşananları kayıt altına almak (saptamak) adına; yaşamın içinde daha aktif olur ve çevresini gören gözlerle izler. İlginçlik arar, renk arar, detay arar. Bütün bu arayışlar yaşamı yakından tanımaya götürür ve tanıtmayı da öğretir. Dolayısıyla fotoğraf bilgi ve tecrübelerle oluşan bilincimizi de geliştirdiği ve gösterdiği için yaşamın ta kendisidir. Zaten yaşamımızı da anlamlandıran, kalıcı öğrenmeyi de sağlayan bir bakıma biyolojik fotoğraf makineleri de diyebileceğimiz olan gözlerimiz değil midir? Fotoğraf sanatçıların dertlerini anlatmak için kullandığı bir sanat dili olduğu gibi aynı zamanda bir meslek uygulamasıdır. Mesleksel kaygılarla üretilmiş fotoğraflar ve fotoğraf tabanlı sinema, video vb. sunumlar; gündelik yaşamda en çok yaralandığımız, en çok kullandığımız yöntemlerdir.

Zeynel Yeşilay:

Post image

1. Fotoğrafçı, ışık, yer ve gönlünün görüşünü bir araya getirip onu fotoğraf makinası denen alet yardımıyla birleştirirse yani ruhunu katarsa o iyi bir fotoğraftır. O fotoğrafı izleyenler bunu görmeli. Eğer o fotoğrafta bu ince duruş gözükmüyorsa o sıradan bir tespit olayıdır. Nasıl ki Picasso’nun bir eserine bakıldığında “aa bu Picasso’nun bir eseri “ deniliyorsa yani santçısının ruhunu taşıyorsa bana göre fotoğrafta da bu olmalıdır. 2. Fotoğraf her anımızda vardır. Anne rahmine düşmeden önce başlar, sonra şişen anne karnında gelişir. Dışarı ile temas kurulduğundan ölüm noktasına kadar uzanan ince uzun bir yol takip eder. Bu hayatın ta kendisidir. Hayatın her anı fotoğraftır. Tam merkezdedir. Bugün, tarihin derinliklerinde kalan pek çok anı eğer fotoğraflanmışsa yaşar. Rahmetli Sami Güner ustam ile vefatından çok kısa bir süre önce Ankara'da bizde yemek yiyorduk. O anda, Zeki Müren televizyonda “Dediler Zamanla Hep Azalırmış Sevgiler, Olsun” şarkısını söylüyordu. Bu eşim İlter hanımın güftesi idi. Dinledik. Sami Bey şunu söyledi. “İşte çocuklar, sanat ve sanatçı budur işte. Günün birinde benim bir fotoğrafım eğer bir kitapta veya bir duvarda asılı kalırsa, senin bir şarkın yolda giden birisinin dilinden dökülürse biz sanatçılar yaşarız yüz yıllar bile geçse.” Onun için eser bırakmak tarihe bir iz bırakmak çok önemlidir. Her fotoğrafçının asli görevlerinden birisi tarihe şöyle veya böyle bir iz bırakmak olmalıdır.